| Home | Kılavuzlar | Links | Technical Notes |



"miş"li bir geçmiş



-bütün şiire gönül vermiş dostlarım için-



kim görmüş ki

bir martının havada öldüğünü

kim yürümüş ki

katran döşenmiş caddelerde yalın ayak



şair



kim bilmiş ki günün bittiğini

kırmızı nilüferden önce

geceleri

kim baykuşta kulak olmuş

bülbül dinlemek için



izleri kalmış

bütün depremlerin duvarlarında

duvarlarına

savaşlara hayır yazmış

kimse görmemiş

okumamış

"miş"li bir geçmişmiş



şair



kim denize tuz diye

batırmış domatesi

en büyük yelkenleri kim açmış -vuslata-

kimin parmaklarında iz olmuş şiir

kim kağıttan gemilerle

karşı kıyıya geçirmiş umutları



çimenler daha yeşermeden

papatya

gelincik beklemiş

lavantaya kim koku vermiş



kağıtlara acıdığı kadar

kendine acımamış

acımazmış

saçmalarmış

zaman(l)a

yakomozlarla dolaşırmış dağlarda



şair



D-Messel, 08 07 2002





a(n-ğ)layamadım



-Demir Gökgöl ağabeyime bir hediye-



on dört kuş öldü

soğuktu

on iki çocuk acıktı

memelerin bereketsizliğine

ağlayamadım



bir dolara ayakkabı yapılan timsahlar

demirin vahşete dökülen sesi

bulutlar geçti üstümden

yağdım onlara sağanaklarla

-yağdım-

durduramadım



hiçbir şey olamadım şiirden başka

dünya yıkılırken gözlerime

duvarlarıma çarpan

çığlıkların yankılarını

bozuk -bir- para gibi

harcayamadım



tekrarlar yetti sabahlara

yaşamayan gözlerde

kar soğuğu

üşümüş ellerde allah

edilen yeminleri

yeminleri

-bir türlü-

sağlayamadım



bütün bitenlere doğmadan

ve savaşlarına

bir incir çekirdeğini doldurmayan

siyah insanları sarılara katıp

maviler doğurdum içimde

yollar kestim eşkıyalarla

-sevgi soygunlarına katıldım-

hiçbir şey yoktu çalacak

altından başka

altınları -boynuma-

takamadım



her ay ışığında

bir felaket davulcusu

düşen yapraklarda

nilüferin geceye kapanış çığlıkları

her namluda utanılacak bir kin

kin

seni

-bir türlü-

anlayamadım



yarım insan görüntüleri aynalarda

kapatırken kapımı gıcırtılarla bir korku

bir martının

beyazına düşen leke

lekelere

silkindim

her güneş kırıntısında

yeniden doğabilmek için dünsüz

her çocukta oyuncak oldum

bütün acılar karnımda

ben insan oldum

-bunu kimselere-

anlatamadım



bugün ilk defa a(ğ-n)layamadıklarıma

ağladım



D-Messel, 30 12 2001





bu kadar



gel omuzuma kon güneş

sıcacık olsun içim

bebelere

ektiğim tarlalara

kargalar uğramasın



fırtına ol dostluk için

kırma başaklarımı



gel yüzüme çarp deniz

gördüğüm şeylere

döktüğüm gözyaşım

kurumasın



gel içime doğ(an) ay



-bu kadar-



D-Messel, 09 01 2002

















sende "mi"



çabuk çıktım

acelem vardı

yerleştirirken albümleri raflara

anılar düştü yerlere

kaldıramadım



pijamamın altı

sarı kravatım

-doğum günümde aldığın-

sende mi kaldı



öpmek isterken birini

-unutulmuş sözcüklerle-

ellerim üşüdü



eldivenlerim

çocuğun biberonu

ördüğün patikler

cep telefonumun kod numarası



birçok şey bulanık görünüyor

-yeni aldığım gözlükler-

sende mi kaldı



"di-dı"ları almışım yanıma sırf

şarkılar dinliyorum yarım-yamalak

bir şeyler eksik

notalar(ım)

sende "mi" kaldı



ayrılık kolay

ayırmak zor

-dünü bugünden-



tutmak isterken dünyayı

baktım ki ellerim

ellerim



sende mi kaldı



Messel,


Go Back to Uysal-Walker Archive of Turkish Oral Narrative
Uysal Walker Türk Öykürleri Sandığı'na Geri Dönüş

Copyright © 2008-2009. Southwest Collection / Special Collections Library
Texas Tech University, Lubbock, Texas