| Home | Kılavuzlar | Links | Technical Notes |

 

 

 

 

Osman TANRIVERDI

Yakin zamana kadar (TV yayginlasmadan önce) Yörük-Türkmen (TÜRK) köylerinde, aile büyüklerinin evlerinde toplanilir, uzun kis gecelerinde, (Çocuklar, kadin, erkek hep bir arada) büyüklerin anlattigi hikeyeler dinlenilirdi. Ekteki hikaye de Türkmen Kocalarindan rahmetli Osman Tanriverdi'ye aittir.

                           Garip Softa

Ögretmen Müslim TANRIVERDI'ye ithaf edilmistir.

 

ZAMANI evvelde Acem diyarinda - Softa Aga - isminde zengin bir adam vardi. Bu adamin her isi yolunda, durumu ise çok iyi idi. Softa Aga'nin kendine bagli ve her hususça düzgün bir karisi vardi. Karisinin adi ise - Yedibenli - idi. Ikide çocuklari vardi. Büyügünün adi Osman, küçügünün adi ise Ali idi. Softa Aga'nin, köyü disinda, daglar arasinda çok kiymetli bir fidanligi ve birde bagi vardi. Burasi ayni zamanda bir çiftlikti. Bir çok çiftçi ve çobanlari vardi. Softa Aga çok zaman bagina gider, vaktini de orada geçirirdi. Ayni zamanda çok dindar biri oldugu için, her zaman baginda ibadetini de fazlasiyla yapardi.

Bir gün yine baginda ibadet ederken, gayibillallah tarafindan, söyle bir nida geldi:

- Ey Softa, sana bir bela gelecek, gençlikte mi gelsin, kocalikta mi?

Softa aga kulaklarina inanamayip, evine döndü. Iki gün bu hal vaki oldu. Softa Aga bir cevap veremedi. Üçüncü gün yine söyle bir nida geldi:

- Ey Softa, sen bu beladan kurtulamayacaksin, sana bir bela gelecek, gençlikte mi gelsin, kocalikta mi?

Softa Aga bunu karisina danisti. Karisi ile birlikte dediler ki:

- Ne gelecekse gençlikte gelsin. -kaçtigimizdan kurtulalim, kovdugumuza yetelim.- dediler.

Softa Aga baga gidince yine ayni nida gelince: "Ne gelecekse gençlikte gelsin." Dedi. Söz agzindan çikar çikmaz, müthis bir zelzele oldu. Yer yerinden oynadi. Softa aga canini zor kurtardi. Bagi ve çiftligi, daglar arasinda mahvoldu.

Karisina gelerek, "- Ey Yedibenli bagdan nasibimiz kesildi. Bununla geçmis olsun." Dedi. Gece oldu, evin yanindaki ahirda yangin çikti. Bütün hayvan ve yiyecekleri yandi, kül oldu. Evleri de yanarak, canlarini zor kurtardilar.

Softa karisina:

-Kalk bakalim Yedibenli, artik buralar bize haram oldu. Biz, baska diyarlara gitmeliyiz. Bak, hiçbir seyimiz kalmadi. Biz burada oldukça, bu felegin zulmü bize rahat vermez. Nasil ki bana Cenabi hak tarafindan çagrildi, bu zulüm basimiza geldi ise, yine Allah tarafindan vatanina gel, denirse gelirim. Adini bilmedigimiz diyarlara kaçalim. Sabahleyin ben kimlerden ekmek isteyeyim? Halbuki gurbet elde ekmek toplasam kim oldugumu bilmezler. Artik agalik, beylik öldü. Kalk gidelim. Dedi.

Sirtlarina birer yorgan alip, Osman ile Ali'yi de sirtladik dan sonra düstüler yola. Hem yola devam ediyor, hem de agliyorlardi.

Softa Aga, kendi kendine; "Hey Softa Aga! Artik, Garip Softa oldun." Diyordu.

Evvelden böyle büyük köyler yoktu. Ormanlar arasinda, küçük küçük köyler vardi. Birkaç köy geçtikten sonra bir tepeye çiktilar. Bu tepeden köylerini görebiliyorlardi. Bu tepeyi astiklarinda, artik köyleri görünmez olacakti. Kadin yoruldu. Gidemeyecegini söyledi. Çocuklar aglasti. O zaman Garip Softa agladi. Aska gelip, aldi bakalim ne söyledi:

Emir Haktan geldi karsi durulmaz.
Bize haram oldu burda kalinmaz
Gitsem gurbet elde adim bilinmez
Felek gurbet ele attin yolumuz.

Gitsem gurbet ele yavrular yasta
Dönerim bakarim kulagim seste
Gurbet ellerinde olursam hasta
Gelip soran olmaz garip halimi.

Garip Softa derki, takdir yazilar
Yollarda aglasir ufak kuzular
Yedibenlim silasini arzular
Felek sille vurdu kirdi belimi.

Deyip, kestikten sonra, Yedibenli'ye dönüp;

-Yedibenli, geri dönersen sen bilirsin. Ben ise Cenabi Allah'in emri olmadikça geri dönmem. Allah belki sabrimizi siniyor. Eger ki benden ayrilmak istersen geri dönebilirsin. Dedi. Yedibenli aglayarak;

-Iki körpe kuzuyu yalniz birakamam. Nereye dersen giderim. Yavrularimi anasiz birakamam. Ölürsek de birlikte ölelim. Dedi.

Böylece yine yola revan oldular. Az gittiler uz gittiler. Memleketlerinden epey uzaklastik dan sonra adini dahi duymadiklari bir köye vardilar. Köy camisinin önüne oturdular. Baslarina toplanan köylüye, "Ben fakirim. Bu yavrularimin ve benim karnimi doyuracak bir isiniz yok mu?" dedi. Köylü ise;

- Köyümüzün sigir çobani yok. Sigirimizi yayar, geçinirsin. Dediler.

O köyde ise, zengin bir kabilenin, bütün miraslari kendine kalmis, çok varlikli bir kadin vardi. Ona, Emine Ana derlerdi. Emine Ana: "Bunlar temiz bir aileye benziyor. Benim evimin bir gözüne otursunlar da bazi ihtiyaçlarini da ben temin edeyim."dedi. Emine Ana'nin evine oturdular. Garip Softa köyün sigirini yaymaya basladi. Kendi kendine: "Hey kahpe felek, agalik dan sigir çobanligina layik gördün." Der, daha beterini düsünerek, daglarda aglar gezerdi. Çobanlik ve Emine Ana'nin yardimi ile evini geçindirir giderdi.

Köyün yakininda büyük bir çayirlik vardi. Bir gün bu çayirliga bir bezirgan gelerek kondu. Bezirgan basina Yusuf'u Bezirgan derlerdi. Bu adam tehlikeli bir derebeyi idi. Herkes bundan yilar ve serrinden korkardi. Her memlekette namini almisti. Asil memleketi ise, Hindistan'di.

O köyden Kirmenli Kari nami ile, ser naz ve dul bir cadi kari vardi. Kirmenli Kari, Yusuf'u Bezirgan'a fitre ve zekat almak için varmisti. Bezirgan basi Kirmenli Kari'ya:

- Kirmenli Kari, su çamasirlarimi köyünüzden temiz bir kadina yikat. Ücretini ben veririm. Dedi ve çamasirlarini verdi.

Kirmenli Kari, çamasirlari köye getirerek, Yedibenli'ye; "Su çamasirlar Derebeyi Bezirganindir. Bunlari yika. Ben yarin ücretini getiririm." Dedi. Yedibenli ise, zaten kit kanaat geçindiklerinden, çamasirlari tertemiz yikadi. Dürdü. Bohçaladi ve Kirmenli Kari'ya teslim etti. Kirmenli kari çamasirlari getirip, Bezirgana verdi. Bezirgan çamasirlari açip, tertemiz yikanis durumunu ve tertibini görünce, Kirmenli Kari'ya:

- Bu çamasirlari kim yikadi?
- Sigir çobanin karisi yikadi.
- Bu çamasirlari yikayan kadinin kocasi sigir çobani olamaz.
Sigir çobaninin karisi da bu çamasirlari yikayamaz.
- Vallahi sigir çobanin karisi yikadi.
- Bu kadin ve sigir çobani nereli? Diye sordu. Kirmenli Kari:
- Nereli oldugunu bilmiyorum ama, temiz bir aileye benziyorlar.
Kadinin adi Yedibenli. Kadini bir görseniz dünya güzeli.
- Bu kadini getirip, bana teslim edebilir misin?
- Getiririm ama bu kadini sana getirdigimi köylü duyarsa beni tasa tutar, öldürürler.
- Sen bu kadini bana teslim edersen, ben seni yanimdam ayirmam ki, ben seni gittigim yere götürürüm. Ne yersem onu yersin. Ne giyersem onu giyersin. Deyince Kirmenli Karinin gözleri, seytanca bir ustalikla parildadi. Bezirgan'dan biraz daha çamasir alarak, Yedibenli'ye götürdü. Dedi ki:
- Yikadigin çamasirlari Bezirgan çok begendi. Ücretini bana güvenmedi. Bu çamasirlari da yikayacaksin. Beraber gidecegiz. Ücretini o verecek.

Çamasirlari yikayan Yedibenli, Kirmenli Kari ile birlikte ücretini almak için, Bezirgân'in konakladigi yere vardi. Varir varmaz, adam sigacak kadar bir sandik yaptiran Bezirgan, Yedibenli'yi sandiga koydu. Agzini kapatti. Kervani yükledi. Kirmenli Kari da birlikte yola revan oldular...

Çocuklar annelerini gözlediler, anneleri gelmedi. Aksam üzeri, sigir dagdan asinca, çocuklar babalarini karsiladilar.

- Ey babamiz, annemizi çok bekledik gelmedi. Bezirgan da göç etmis. Annemizi almis gitmis. Dediler.

Garip Softa'nin garipligi tamamen üstüne çöktü. Sigiri köye saliverdi ve çocuklarini da yanina alarak oturdu köyün disina. Basladi aglamaga. Bunu seven köylülerde basina toplandilar. Aldi bakalim Garip Softa ne dedi?

Yedibenlim göç eylemis bu yerden
Al felek canimi, geçtim bu serden
Göçürdün yurdumdan, eyledin maldan
Ne bek kara yazdin benim yazimi...

Yedibenlim burdan göçün çekildi.
Yandi cigerlerim ömrüm söküldü
Kan doldu gözlerim belim büküldü
Kime teslim edem iki kuzumu...

Bahar gelir, koyunlarin kuzular
Koyun meler, cigerlerim sizilar
Ali Osman ana baba arzular
Aglasir yavrular anamiz diye...

Garip Softa buda geldi basina
Felek zehir katti bismis asima
Senelerce düssem gitsem pesine
Ne diyara gitti, bilmem izini...

Dedi ve orada olan köylüye basindan geçenleri anlatti. Emine Ana:

- Oglum bunu evvelden anlatsaydin. Ben bir dul kadinim, seni malima ortak ederdim. Sen bakardin, birlikte yerdik. Dedi. Ve devam etti. Ama olanlar oldu. Ben bu çocuklari sana teslim etmem. Bunlari anasi bana "Tanri Emaneti" etmisti, ne yazik ki yolu uzaga düstü. Diyerek çocuklarin elinden tuttu. Bu arada çocuklar aglasmaya basladilar. Çocuklar babasindan ayrilmak istemiyor, babalari ise, çocuklari terk edemiyorlardi. Emine Ana teskin etti.

- Oglum Softa dedi, bu çocuklari sana vermem. Sen bunlari yollarda öldürürsün. Sen analarini aramaya çik. Allah yardimcin olsun. Ben de bunlara Allah rizasi için bakarim. Ölümlü dünya, eger sen gelmezsen, bunlari evladim gibi mal sahibi ederim. Ölürsem malimi bunlara birakirim. Dedi.

Ali ile Osman babalarinin ellerini öptüler. Kucaklasip, vedalasmalarina bütün köy halki dayanamayip agladi. Görgülü Garip Softa Yedibenli'sini bulmak için yollara düstü. Yavrularinin agit sesleri, gittigi yerde kulaklarindan silinmiyordu. Memleket acisi, Yedibenli'nin acisi derken Garip Softa felegin sillesini tam yemisti. Nereye gittigini, ne tarafa gittigini o da bilmiyordu. Gidiyordu iste. Mecnundan beter olmustu. Giderken bir tepenin basina vardi. Tepeyi asinca artik, çocuklarinin kaldigi köy görünmez olacakti. Hacilarin da gelme zamani idi. Bakti ki hacilar kaflesi de yavas yavas geliyor.

Gelen hacilar yavrusunu sevindirecek. Çocuklarinin içine gelecek. Ben ise; memleketim nerde kaldi? Yavrular nerde kaldi? Yedibenlim nerde kaldi? Diyerek bir ah çekti. Oturdu bir kayanin üstüne bakalim ne dedi?

Varir hacilar yavrusun sever
Gurbette yavrularim boynunu eger
Garip yavrularimi yadeller döger
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Gater gater olmus gelir hacisi
Yürekten çikmiyor yavru acisi
Emanet bekliyor Emine bacisi
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Garip Softa derki, geri dön geri
Elimden aldirdim gül yüzlü yari
Kör olsun gözlerin Kirmenli Kari
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Deyip ayaga kalkti. Kendi kendini teselli ederek; Yavrularin nasil olsa emin ellerde, Hele ben gidip, Yedibenlimi bulayim deyip, yola revan oldu. Daglar asti. Tepeler geçti. Bazi çöllerde, bazi derelerde aç kalarak, dilenerek yol aliyordu. Ama bu arada bir aylik yol almisti. Saçi sakali birbirine karismis, ayaklari yalin ayak, elbiseleri tamamen dilik dilik yirtilmis, zayiflamis, her yerinden sizlayan vücudu bitkin, kendi saskin bir hale gelmisti. Bir köye yaklasmisti. Yol kenarinda çesmede birkaç kadin vardi. Bunu görünce;

-Deli geliyor..... diye gülerek alay ettiler.

Bu sözler Garip Softa'ya çok tesir etmisti. Çesmeden bir su içerek bir tasin üzerine oturdu. Bunu gören kadinlar geriye kaçistilar. Geriden Softa'ya bakiyorlardi. Aldi bakalim Softa ne dedi?...

Su gurbet ellerinde ben deli oldum.
Gülüsmen bacilar deli degilim.
Ali'yi Osman'i biraktim geldim
Deli zannetmeyin deli degilim.

Yusuf'u Bezirgan ne zaman geçti?
Zehirli atesi bagrima saçti,
Yedibenli yarimi aldida kaçti
. Asikmi, delimi belli degilim...

Bir su verin içem nolur bacilar
Içerimde yanar ates acilar
Acep burdan geçtimola yolcular
Ben bu yolculugun yolu degilim...

Kadinlar kosusarak yanina geldiler, dediler ki:

-Kusura bakma, kiyafetin deli ama, kendin felek sillesinden deli kiyafetine girmisin. Ne bilelim senin akilli oldugunu?

Softa'nin bütün çamasirlarini tazelediler. Tiras ettirdiler. Bunu tam manasi ile agirladilar. Softa onlara:

- Buralarda demir çarik ile demir asa dögen usta bulunur mu? Dedi.

- Buraya bir saat kadar uzakta Kilavuz Köyü'nde Yusuf Usta var. Demir çarik ile demir asayi ancak o döger dediler. Garip Softa yola çikti. Aksamüzeri Yusuf Usta'nin köyüne vararak ustayi buldu. Karsisina geçip, aldi bakalim ne söyledi?

- Aldi Softa:
Aman Usta kölelerin olayim
Derdimin çaresi bilinmez oldu
Bir çarik, bir demir asa yapta sav beni
Gurbette yavrular ortada kaldi...

- Aldi Usta:
Aksam oldu gözüm görmez
Usaklar sözümü tutmaz
Miklandiz yok demir yetmez
Yapamam oglum yapamam.

- Aldi Softa:
Bahar gelir koyunlarin kuzular
Koyun meler cigerlerim sizilar
Ali Osman ana baba arzular
Aglasir yavrular Ustam, anamiz deyi

Dedi ve bütün basindan geçenleri Yusuf Usta'ya anlatti. Yasli Usta, basli, olgun, babacan bir adam idi. Gözleri yasararak Softa'yi dinledi ve ogullarini yanina çagirarak aldi bakalim ne dedi?

Misafiri dösseklere yatirin
Seker serbet ilen keyfin yetirin
Miklandiz demirlerinden seçin getirin.
Bir sana yapalim bir bana gidelim oglum.

Dedi ve Yusuf Usta Garip Softa'ya çok ilgi gösterdi. Ayni zamanda Yusuf Usta erenlerden idi. Garip Softa'ya sunlari söyledi:

- Ben seni rüyamda gördüm. Ölene kadar ikimiz bir arada yiyip içecegiz ve birlikte hayat geçirecegiz. Dedi. Garip Softa:

- Madem öyle, ustam sen benim demir çarikla demir asami yap, ben Yedibenli'mi bulup, dönerken buraya ugrar, senide beraber alir giderim. O zaman bir arada kaliriz. Dedi.

Bu hale ikisi de razi oldular. Garip Softa sabaha, kalktiginda demir çarik ile demir asasi hazirlanmis idi. Yusuf Usta ile vedalasarak ayrildi ve yoluna revan oldu.

Gittigi yerlerde, agliyor sizliyor, iniltisini yalniz daglar ve kayalar isitiyordu. Divane gibi rast gele bir istikamete gidiyordu. Zayiflamis ve halsiz bir vaziyette sallanip gidiyordu. Bu hal üzere dört ay yol aldi. Bir gün tamamen halsizleserek, bir köyün altindan geçerken, düsüp bayildi. Tarladan geçen bir hayir sahibi kagnisina alarak evine götürdü ve yatirdi. Garip Softa ayildi, fakat kalkacak dahati yoktu. Adamin evinde bir müddet hasta yatti. Her gün sayikliyor. Ali, Osman diye bagirarak uyaniyordu. Softanin bu halinden artik ev halki da taciz kalmisti. Bir gün Softa, yatarken rüyasinda çocuklarini gördü. Ogullari göz yasi ile karsisina dikildi. "Baba, annemizi daha bulamadin mi?" deyip agliyorlardi. Kollarini açiyor, çocuklarina sarilmak istiyor, fakat çocuklar yaklasmiyorlardi. Garip Softa uyku esnasinda yüksek sesle aglamaya basladi. Zaten bunun bu halinden usanan ev halki, Softa'yi azarlayarak uyarttilar.

- Baba ne agliyorsun? Artik senin zarindan biktik, usandik. Dediler. Softa gözünü açti, bakti ki çocuklari yok. Aldi bakalim ne söyledi?

Uzadi yollarim, dizlerim tutmaz
Isterim ölümü can tenden gitmez
Gurbette yavrularim anasiz yatmaz
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Derdim gayet artti, gönlüm bulandi
Gözde yas kalmadi, kana boyandi
Yeter bu cefalar felek, cana dayandi
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Güldür Yedibenlim burnuma kokar
Felek pençe vurdu cigerim yakar
Simdi Ali Osman yollara bakar
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Akar gözlerimin yaslari durmaz
El beni tazirler halimi bilmez
Görürüm düsümde, yavrular yanima gelmez
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Oturdum agladim fikire daldim
Yitirdim aklimi divane oldum
Derler Garip Softa neden, sarardin soldun?
Aglasir yavrular anamiz deyi...

Bunu dinleyen ev halki Softa'ya çok acidi. Ona daha iyi bakip, kisa bir zamanda iyilestirdiler. Softa yoluna devam etti. Bu arada çocuklarindan ayrilali alti ay olmustu. Bir müddet daha gittikden sonra bir çesmeye rastladi. Çesmenin yanina vardiginda bir adam gördü. Adam, elinde mendil, hüngür hüngür agliyordu. Garip Softa:

- Selamünaleyküm dert ortagi. Dedi. Aglayan adam Garip Softa'ya dönerek:

- Yolcu gardas, benim derdim su daglardan büyük. Sen benimle dert ortagi olamazsin. Dedi. Softa, yasli adama; derdini anlatmayan derman bulamaz. Anlat bakalim baba, derdin nedir? Yasli adam anlatmaya basladi:

Madem israr ediyorsun anlatayim gardasim. Ben bu köyün agasi idim. Simdi adim; Ahmet Aga iken, Deli Ahmet oldu. Ben dört aydan beri bu çesme basinda mecnun gibi aglar gezerim. Bundan dört ay evvel, su gördügün tarlada çift sürüyordum. O sirada buraya bir bezirgan göçü konmustu. Bezirgan'in adi Yusuf'u Bezirgan idi. Asli Hindistanli ve eski derebeylerinden idi. Bir gün öküzleri buradan suladim gidiyordum. Bir kadin sesi geldi. Su tasin dibine çiktim. Baktim ki Bezirgan sandigi açti, dünya güzeli bir kadin çikardi. Kadinin adi Yedibenli imis. Bezirgan kadinin teslim olmasini istiyordu. Kadin ise:

Garibimi issiz daglarda birakip da sana teslim olamam, diyordu. Eger yaklasirsan kendi kendimi öldürürüm, diyordu. Bezirgan:

Peki kadin, ne zaman olsa benimsin. Çoktandir banyo yapmazsin. Su çesmede bir banyo yap. Dedi. Kadin:

Temizlik Allah içindir. Perde tutunda yikanayim. Dedi.

Perde tuttular. Kadin Yikandi. Çikti. Çok agliyordu. Kadini yine sandiga koydular. Göç edip gittiler. Bende bu kadinin haline çok acistim. Öküzleri eve birakip, kadini kurtarabilirim ümidi ile evden çikarken bana, "Nereye gidiyorsun?" dediler. Yedibenli'nin derdine çare bulacagim, dedigimde; "Bu adam delirmis!" deyip , elimi kolumu baglayip, timarhaneye attilar. Üç ay timarhanede yattim. Düsündüm, burada yatmakla bu kadini kurtaramam dedim ve timarhaneden çiktim. Bir aydir buralarda aglarim. Hindistan'a gitsem, kadini bulamam. Bulsam dahi, kadin bana sahip çikmaz. Acaba, arkadan bir arayicisi gelir mi ola diye bu yolu beklerim.

Bunlari anlattik dan sonra, koynundan bir tutam saç çikararak Garip Softa'ya uzatti. Iste bu saçlarda, o temiz kadinin yikanirken taranip biraktigi saçlar. Dedi. Garip Softa saçlari eline alip, bagrina bastik dan sonra meseleyi adama anlatti. Elini kulagina atarak, aldi bakalim ne söyledi:

Deli oldum su yerlerde gezerim
Yavrular orada gitti güzelim
Ölsem gurbet elde, kalsa mezarim
Arada perisan kaldi kuzular.

Aglayan gözümün yasi silindi
Ibrisim saç telin nerde bulundu
Demir çarik giydim oda delindi.
Yazilmis alnimiza kara yazilar.

Sual edem yokuslardan düzlerden
Kanli yaslar akmis kömür gözlerden
Yedibenlim vazgeçmemis bizlerden
Yedibenlim yavrularin arzular...

Aglayi aglayi göçün çekilmis
Ala gözden kanli yaslar dökülmüs
Duydum Yedibenlim belin bükülmüs
Herhal yarim yavrularin arzular...

Giderim yetisemem ardindan
Attin felek vatanimdan, yurdumdan
Garip Softa iki yavru derdinden
Ölsem gene kemiklerim sizilar...

Deyip, kesti. Bunun üzerine Deli Ahmet:

- Evlat, sen benim derdime ortak oldun. Beraber gidelim. Dedi. Garip Softa:

- Yok baba sen ihtiyarsin. Ben yalniz giderim. Gelirken buraya ugrarim. Dedi. Bunun üzerine, Deli Ahmet: "Peki, o halde ben seni burada beklerim." Dedi. Garip Softa, yine Hindistan'in yolunu tuttu. Yola çikali yedi ay olmustu. Bu arada Hindistan'a da yaklasmisti......

O gidedursun, biz dönelim Yedibenli'ye. Bezirgan'i Yusuf her zaman Yedibenli'ye teslim olmasini isterdi. Yedibenli ise; "Yaklasma, kendimi öldürürüm."Derdi. Bezirgan ise; "Nasil olsa benimsin." Der, bunu bir odaya hapsederdi. Bir gün Yedibenli düsündü. Kendi kendine dedi ki: "Garip Softa gelirse beni bulamaz. Bir yol bulmaliyim." Nihayet Bezirgan'a: "Bana 40 gün müsaade ette muhafizlarinla sehri bir dolasayim. O zaman zarfinda ümidim kesilir sana teslim olurum. O zaman zarfinda asla yakinlik istemem." Dedi.

Bu hale çok sevinen Yusuf'u Bezirgan, "Sen benden 40 gün müsaade istiyorsun, sana 50 gün müsaade. 50 Gün sehirde gez, dolas." Dedi. Yedibenli'ye birde yeni elbise yaptirdi. Yedibenli her gün, diger Bezirgan karilari ve kizlari ile gezmeye çikar, sehirde dolasmadik yer birakmazlardi.

Yedibenli'nin içi yaniyordu fakat yanindakilere firsat vermiyordu. Softasinin bir gün oralara gelecegini biliyordu. Her gezdigi yerlerde, gözleri onu ariyordu. Bir gün yine gezmeye çikmislardi. Yedibenli kadinlari, her zaman oldugu gibi, sehrin giris yoluna götürdü. Birde bakti ki Garip Softa perisan bir halde, deliler gibi dolasiyor görünce, çocuklarini ölmüs zannetti. Bu arada Garip Softa'da onu görmüstü. Aldi bakalim Yedibenli ne söyledi:

Ah ettikçe daglar taslar iniler
Artti derdim yaralarim yeniler
Ali'den Osman'dan bir haber gönder
Yavrularim nerde kaldi garibim...

Garip Softa Yedibenlisini donanmis görünce, onu Bezirgan'a teslim olmus sanarak, aldi bakalim Garip ne dedi:

Türlü libas giymis salinip gezer
Zalim felek yazimi pek devre yazar
Ölsem gurbet elde kalirsa mezar
Orada perisan kaldi kuzular.....

Yedibenli çocuklarinin sag olduklarini anlayinca, çok sevindi. Garibinde aklindan geçenleri bildigi için, aldi bakalim Yedibenli ne dedi:

Yedi aydir mapislerde beslendim
Yavrulardan umudumu kesmedim
Korkma Garip Softam korkma, sana küsmedim.
Gülüne el sürülmedi Garibim.

Takdir böyle imis yazilar kara
Dokunma hatirima yüregim yara
Sen geldin yavrulari biraktin nere
Aglarmi yavrular anamiz diye...

Aldi Garip Softa:

Sogukta sicakta daglarda yattim
Ayrilik atesini bagrima attim
Emine bacina emanet ettim
Aglasir yavrular anamiz diye...

O sirada, bunlarin karsilikli söylestiklerini gören kadinlar sasirdilar. Orada bulunan bezirgan'in kizi, kosarak babasina gitti. Babasina durumu anlatti. Yusuf'u Bezirgan hirslanarak kilicini çekti ve yürüdü. Kosarak Garip Softa ve Yedibenli'nin yanina geldiginde, sehir halki da bunlarin basina toplanmisti. Gelir gelmez Garibin üzerine yürüdü. Fakat sehir halki tuttular. Sehir halki:

Dur bakalim Yusuf Aga, bu yabancinin derdi ne imis acaba? Dediler. Bu arada yüzlerce sehir halki da bunlarin baslarina toplanmislardi. Garip Softa:

- Ey ahali, bu benim karimdir. Bunu tuzakla Yusuf'u Bezirgan kaçirdi. Ben de buralara karimi kurtarmak için geldim. Dedi.

Bezirgan: "Hayir... Bu bir sahtekardir. Benim sahidim var. Getireyim konussun." Dedi. Sehir ileri gelenleri de toplanmislardi. Bu arada Kirmenli Kari getirildi ve söyle konustu:

Ey ahali, Bezirgan hakli. Bu adam, sihirbaz bir dervistir. Bunun size zarari dokunur. Bunu buradan kovun. Yedibenliyi'de büyüledi. "Kocam" dedirtiyor. Dedi. Sehir halki Garip Softa'ya:

- Ey yabanci, bu adam bir sahit buldu. Sende sahit bul. Eger kadin seninse sana veririz. dediler. Garip Softa'nin Allah'dan baska sahidi yoktu. En büyük sahitte zaten o idi. Elini kulagina atti. Kalbini Allah'a baglayarak, gözleri dolu dolu oldu, aldi bakalim ne söyledi:

Simdi dergahina tuttum yüzümü
Al kana boyadim iki gözümü
Ne bek kara yazdin benim yazimi
Yetis Imdadima sahit bulamam...

Çirpini çirpini yuvamdan uçtum
Aglayi aglayi serden vazgeçtim
Bir çarem kalmadi pek garip düstüm
Yetis imdadima sahit bulamam...

Yedibenlim gözyasini silmedi
Çilem tamam olup hitam bulmadi
Beni sen yarattin çarem kalmadi
Yetis Imdadima sahit bulamam...

Uzaktir yollarim gitsem gelemem
Kan doldu gözlerim yolu bulamam
Körolsun gözlerin Kirmenli Kari
Sahidim yok ben yarimi alamam...

Deyip kesti ve Kirmenli Kari'nin iki gözü de kör oldu...

Bezirgan bu sefer, "Bu büyük bir sihirbazdir." Dedi. Sehir halki da: "Yabanci, bu is sihirle olmaz. Bize, karin olduguna dair sahit göster." Dediler. Aldi Garip Softa:

Kadir Mevlam budur senden dilegim
Su kuru hurmadan meyvalar bitsin
Yardimcim Hak benim baska istemem
Yeten meyvalari dibine döksün.

Deyip kesti ve o anda orada kuru bir sekilde duran hurmadan meyvalar bitti, basladi dibine yetisen hurmalar dökülmege. Halkin bir kismi, bu ise çok sasirmisti. Fakat Kirmenli Kari'da dahil çoklari, "Bu bir büyücü, sihirbazdir." Diyorlardi. Garip'ten yine sahit istediler. Aldi Garip Softa:

Kadir Mevlam yüzünüze bakmasin
Gelin kizlar seyrangaha çikmasin
Çesmenizde kurusunda akmasin
Bezirgan'in saraylari yikilsin...

Dedi. Sözünü bitirir bitirmez. Bütün vilayetin çesmeleri kuruyarak, vilayette hiç su kalmadi. Bezirgan Yusuf'un saraylari gürül gürül yikilmaya basladi. Bezirgan:

- Bu adam sihirbazdir. Dinlemeyin... Dedi ise de, sehir halki:

- Ey garip adam. Artik bizler sana inandik. Bezirgan haksizdir. Ne söylersen Bezirgan'a söyle. Dua ette, sularimiz aksin. Bizde sana karini verelim. Al götür. Dediler. Bunun üzerine aldi bakalim Garip Softa ne dedi.

Yörüyen dizlerin yörümez olsun
Söyleyen dillerin lalolsun kalsin
Hey Bezirgan iki gözün kör olsun
Hak emretsin sular geri dökülsün...

Deyip kesti. Keser kesmez, Bezirgan'in dili tutulup, dizinin üstüne yigilip kaldi. Sehrin sulari gürül gürül akmaya basladi. Bunu gören sehir halki, Garip Softa'nin büyüklügünü takdir ettiler. Kirmenli Kari'yi tasa tutup öldürdüler. Garip Softa'yi evlerine götürüp, istirahat ettirdikden sonra, bunlara at buldular. Bolca da para verdiler. Garip Softa ve Yedibenli'yi sehirin disina kadar ugurladilar.

Altlarinda at ve koyunlarinda bol harçligi olan, Softa ile karisi, rahat olarak yavrularina dogru yol almaya basladilar. Gelirken Deli Ahmet'in bulundugu yere geldiklerinde, onu orada bekler buldular. Ellerinden öptüler. Deli Ahmet bunlarla köyüne sevinçle girerek, köylüye:

Gördünüz mü? Ey ahali, ben bunlarin derdinden adima Deli Ahmet dedirttim. Dedi. Hikayeyi orada bulunan köylülere anlatti.

Birgün sonra oradanda vedalasarak atlarina binip yollarina revan oldular. Bir müddet sonra Yusuf Usta'nin köyüne vardilar. Varip Ustanin elini öptüler. Yusuf Usta'yi da yanlarina alarak, yollarina devam ettiler. Emine ananin köyüne yaklasmislardi. Yedibenli'nin içi sizladi. Kendi kendine:"Acaba yavrularim sag mi? Öldü mü?" Diye söylendi. Geceyarisi köye girdiler. Dogruca Emine Ana'nin evinin önüne geldiler. Durumu anlamak için pencerenin altina geldiklerinde Yedibenli bir de ne görsün; büyük oglu Osman, yüksek sesle agliyordu. Emine ana:

Oglum Osman, neden agliyorsun? Ne zulüm gördün benden? Diyordu. Osman: Ne olurdu Emine Ana, beni uyandirmasa idin. Rüyamda annem ile babam gelmisler. Yanlarinda birde Yusuf dedem vardi. Üç atli gelmislerdi. Ne olurdu beni uyandirmasa idin. Diyerek tekrar aglamaya basladi. Bunu duyan annesinin gözleri dolu dolu olarak sunlari söyledi:

Felek hançerini bagrima çaldi
Yas deyil gözlerim kan ile doldu
Aglaman yavrular, anneniz geldi.
Hem Yusuf dedeniz babaniz geldi...

Çok uzak yollardan emendim geldim
Sükrolsun Allah'a kokunuz aldim
Duydum bülbül sesinizi saduman oldum.
Aglaman yavrular anneniz geldi.

Deyip kesti... Küçük oglu Ali uyuyordu. Bu sesi duyan Osman, aldi bakalim ne söyledi:

Sefil babam su daglarda inledi
Artti derdim yaralarim yenledi
Uyan Ali gardas uyan, annemiz geldi
Gardas mahcup uykulardan uyanmaz...

Genç yasimda yazim kara yazildi
Çok agladim anam, cigerlerim ezildi
Anam sesin duydum, gönlüm düzüldü
Uyan gardas uyan annemiz geldi...

Aldi Garip Softa:

Yigitlik devrimin çaglari geçti
Gençlik bir kus idi kafesten uçtu
Ana baba sizden nasil vaz geçti
Aglaman yavrular babaniz geldi

Deyip içeri girdiler. Sevinçle ve gözyaslari ile kucaklastilar. Ayni koyunla kuzunun melestigi gibi koklastilar. Emine ana'nin elini öptüler. Yusuf Usta ile Emine Ana'da erenlerden olduklari için, birbirlerini her zaman rüyalarinda görürlerdi. Onlarda nikahlanip evlendiler. Emine Ana'nin zaten mali çoktu. Emine Ana ebeleri, Yusuf Usta da dedeleri oldu. Gidip, memleketindeki malini satti geldi. Hep bir aile oldular. Garip Softa, eski zenginliginin birkaç misli daha zengin oldu..... Artik çilesi bitmis, felek Softa'ya çektirdigini artik yeter görmüstü.

Softa'da, bela gençlik de geldigi için;

-kostuguna yetmis, kovdugunu yakalayabilmisti...-

...darisi, TÜM DiGER, SIKINTISI OLANLARIN BASINA .

Ömerhacili Köyü, Kayseri --------------------------------

 


Go Back to Uysal-Walker Archive of Turkish Oral Narrative
Uysal Walker Türk Öykürleri Sandığı'na Geri Dönüş

Copyright © 2008-2009. Southwest Collection / Special Collections Library
Texas Tech University, Lubbock, Texas